27.12.2009

ideal bir gün.

bugün sevdiğimi, bunun yanı sıra sevilmenin farklı bir haz olduğunu, birinin bana doyamamasının beni nası doldurduğunu, beklemediğim insanlar tarafından tuhafça önemsendiğimi, bunun bende tebessüm yarattığını, hakikaten benim için önemli olanlara verdiğim değerin değerini, ne kadar arkadaş düşkünü olduğumu ve her bakımdan yalnız olmadığımı fark ederek ne kadar şanslı olduğumu düşündüğümde : mutlu oldum.

Aralık09

ideal bir gün.

bugun bir kez daha insanlara robot muamelesi yapmamayı, insanın ne olursa olsun bi insan olduğunu unutmamam gerektiğini, güçlü görünenlerin aslında çok zayıf olabileceğini, herkesin bir zayıf noktası olduğunu, bazılarını ezmenin zevkli olduğunu ama bir yerde durmak gerektiğini, aslında melek olmadığımı, kimsenin duygularını göz ardı etmemem gerektiğini öğrendim ve sustum yine.

Aralık09

24.12.2009

başlamışım ben.

hayatın go-karta ne kadar çok benzediğini düşündüm.
gelecek arabayı seçemiyorsun.
spin atmazsan değiştiremiyorsun.
geçememe umudu diye birşey yok.
iyiysen kendine güveniyorsan, sür.
zorundasın zati, başladın sen.
ümit var yada yok.
geçip geçemeyeceğini yarış bitene kadar bilemezsin.
bir an gelir önündekinin bir saniye kaybetmesiyle geçersin.
bir an gelir uzakta sandığın seni dipten izliyor.
anlık hatanı gözlüyor.

kask verirler eline al tak diye.
takar çoğu.
camını kapayıp kapamamak senin elinde.
şanslıysan paylaşırsın başkaları ile:
kapa orayı geçende gözüme taş geldi diye.

eldiven götür ve tak, varsa.
kask veren eldiven vermiyor orda.
üşümesin ellerin.
indiğinde hissedebilmelisin uzuvlarını.

kendini kaybedip hız yapma.
bi kaza olursa acıyabilir bedenin.
yada en basitinden atarsın bi spin.

benzemeyen tek yanı formasyon kanımca.
deneme turu vermiyor hayat bizlere.
yorucu bu.
başlamayacağım diyebilsek keşke.

aralık09

23.12.2009

post.

çok kişilikli değil asla, çok hayatlı olmayı istiyorum. aynı karakterde değişen ince tembelliklerimle birden fazla yerde birden fazla hayat yaşamayı istiyorum. adım anıldığında 1 yada 2 dalda hedef gösterilmek değil, insanları şaşkına döndürecek bir karmaşa yaratmak istiyorum. kastım kendi yaşam tarzı anlayışımda kendi yapacaklarımı kendim belirlemek, okurken çok okumak, gezerken bunun yanında fazlaca gezmek, oynarken bunun yanında ii oynamak, incelikli izlerken incelikli çizebilmek gibi.. hepsini ortak bir paydada toplayabilirsiniz ama tek birşey deil ki bu, iyi bir okur, iyi bir düşünür, iyi bir oyuncu, iyi bir ressam(!), iyi bir öğrenci, iyi bir evlat, iyi bir sevgili, iyi bir gezgin, iyi bir kimyager ve iyi keman çalmak mesela ?? parantez içi sosyologluğu ayrıca düşünmek isterim birde.
belkide maymun iştahlılık yada havada gezme (dir size göre) bu?
işime bakayım en iyisi.

Temmuz 09

22.12.2009

en güzel şeyler tuvalette mi dökülür insanın içinden?

üşüdüm o gün..çok üşüdüm.bi anlam veremedim yaptığına.şaşırdım.afalladım kaldım bildiğin. uyumak istedim..senden bir an için uzaklaşlam istedim..gözumu kapadım.seni gördüm. bana arkanı dönmüştün.gözümü açtım.yanımda görmek istedim bu sefer.göremedim.çok üşüdüm o gece.çok üşüdüm.sen yoktun.sen gittin! ama daha önce de gitmiştin. ilk gidişin deildi bu.ama takdir edersinki farklıydı diğerlerinden.o an farkettim ki diğerleri bunun kadar koymamış bana.bu çok yaraladı beni. o yaralı halimle,elini uzatsan tutardım.hazırdım seni dinlemeye. ama zaman geçtikçe anladım gerçeği.gözyaşımın senin için bi önemi yoktu artık. sen gerçekten gittin..yokluğuna alışmak zor oldu.geçmedi günler.geçmedi saatler.geçmedi bir saniye bile o an aklımdan.yalnızmıyım? ....yalnızmısın? hayır..ben yanındayım. gitmedim ki ben. buradayım. geleceksin dimi? merak etme buradayım.gitmem senin gibi. ama çok bekletme.çünkü özledim seni..kaç gün geçti niye gelmedin hala?hadi ama artık.AÇTIM kollarımı sana doğru.bekliorum ne zamandır.ben hala buradayım..bu kadar kızgınmısın yani? peki ben deilmiyim? çok mu kırıldın? ya ben? çok kırıldım! ama kırgınlık sen yanımdayken anlamlıydı. şimdi sen yoksun ki. ne anlamı var ki bunların?nerdesin?ben burdayım..içimdeki sesler karışıyor.hadi gel artık.bilirsin beni. naz yapmıştım ben. ciddiye mi aldın sen? yapma ama. hiçbiri gerçek deildi. bak ben unuttum bile senin yaptıklarını. kızgın deilim ki ben sana. kırgında deilim. sadece dargınım. o da gittiğin için. niye gittin ki? e hadi gelsene artık. gidince geri gelmek bu kadar zormu? geri gelmez mi gidenler? böyle öğretmedin sen bana. biliyorum geleceksin.

Aralık 08

benden çıkmasada ben topladım ve bağladım kendimce.

küfür serserinin sadakasıdır.
korkunun sebebi şudur: kendisi hakkında olumsuz bilgiye sahip olan biri tehlikedir.
kendine benzeyenden korkmamak.
özür tatmin ve korku.
Üzerine giydikleri bile yeterli bir güven duygusu vermez.
insan korktuğunda kendini kurban eder.
insan çaresiz kaldığında ancak anlamsız ve güçlü ifadeler kullanır.
anlamsızlık aynı zamanda karşı tarafa bir özürdür de.
vücut değil bilinç korkuyu yener.
slogandır bilinci uyaracak olan ifade.
yüksek sesle bağırmaktır.
kitle korkuyu yok eden tek güçtür.(benim için değil)
haz dünyası korkuyu tetikler.
zevkin en üst doruğunu kendine meşru görmeye başladığın an ahlaki korkudan kopuştasın demektir.
korkudan korkmak.
korku adlı biblomuz.
korku, korkulan objeyle karşılaştıktan sonra etkisi azalan bir kemiyettir.
korkunç bir örtü: vehim.
Başka insanlar gibi olmak ne de güzel!
korkularımla, çaresizliğimle yalnızlığımla burdayım.
ben senim, ben o'yum, ben çok-um.
kafesin biri bir kuş aramaya çıktı.
kadınlar çiçektir ve çiçekler su ister.

Si

keşke notaların dili olsaydı.gereksiz konuşacak olanlar çenesini kapar, meydan hakedenin olurdu. herşey uyum içinde olur, kargaşaya gerek kalmadan yanlış ses çıkaranlar kendiliğinden dışlanırdı.bundan dolayıda akor uyumu için çabalardı herkes. akoru bozana güle güle demek ne keyif verici ve kolay olurdu.ardından düşünürmüydük ki? sanmam. farklılık yine olurdu ama çirkinlik olmazdı. uyum içinde anlayabilirdi herkes bunu. eğer duyabilseydik ne dediklerini huzurlu bir sessizlik sarardı heryanı, barış gibi tıpkı. notalar konuşabilse idi dünya başka dünya olurdu, eminim. umut başka umut olurdu o zaman, eminim. Si konuştuğu anda yere bakan insanlar ileri bakarlardı, eminim.

09.09.09

the old

Rose and her [sister&] sister Heather
either alone or together
swim every day in Cockleshell Bay
whatever the wind and the weather
Whether the waves are rough
or whether they're light as a feather
whether or not the weather is hot
they swim in the altogether
though they look soft as silk
they must be tougher than leather
'cos whether the weather is hot or not
they swim in the altogether

.

sidedeyim. tatil yapıyorum. mutluyum sanki.
denize girip çıktıktan sonra boy gösterircesine kenardan yürürken kabus olarak bile hayal edemeyeceğim bir teyze çıktı karşıma. mayosunun askılarını indirmiş. göğüs pedleri gözüküyordu. aşağı tarafına baktımki bakmaz olsaydım. bacakları alabildiğine kalın, teni bembeyaz, kılları balta değmemiş orman misali sık ve simsiyahtı. herkesin gözünün üstünde olmasına şaşırmadım aslında..

deniz kabuğu topluyordum. ama büyük hoş ve estetik gördüklerimi. dikkatli baktığımı sandığım bir anda yürürken geri döndüm ve az önce gözden kaçırdığım bir tanesini aldım elime zevkle. belki dalga getirdi belki de ben göremedim.ama bu hoşuma gitti. amaçsız,anlık hareketlerimin karşıma çıkardığı süprizler küçükde olsa tebessüm yaratır bende hep..
havuz başkadır benim için hep. denizide severim ama ikisi farklıdır. denize gir çık, havuza gir çıkma gibi bir farklılık. bu bulduğumu düşündüğüm havuzdaki huzuru, keyfi abarttığımdan olsa gerek sisli görüyorum heryanı..

denizde dalga sesini severim. malum side, akdeniz. dilinizi değdirdiğinizde tuzu bardakla boşalmış gibi hissedersiniz. suyun ılıklığı ayrı tabi, heryanınızdaki insanların görünürdeki mutluluklarını görmekde başka birşey. bilmem sizede olur mu? ben çevremdekilere bakarak, karşılığında mutluluk görerek mutlu olurum. küçük bir çocuğa bakıp onun hareketleriyle mest olabilirim. kanımca iyi birşey bu..

dalga sesleri, dolunay. yazdırır insana hep. düşünerek yazasım gelir. sadece düşünüp sadece yazmak gelir içimden. buranın manzarasını tavsiye ederim..

kulağına su kaçması. illet birşey. sağ tarafa eğilip zıplıyorum. elimi pompa görevi ile oynatarak çeşitli hareketler yapıyorum. hatta yapmadığım hareket kalmadı. çıktığını düşünerek sol tarafa eğildiğimde o kadar efor sarfetmemin üstüne sağ taraftan şıığğğşşş diye bir ses gelince çıldırasım geliyor. dün akşamdan beri sabrediyorum iki kulağımdaki doluluğun kendi edebiyle akmasını.

su sporları. malum akdenizin heryanında insanımızın turistlere delicesine geçirerek para kazandığı çeşitli sporlar. kanadını insanların kafasına geçirerek ortalığa terör saçan ama kendini artist sanan adamlar, ordumsu bir sayıyla parasailing yapan insanlar ve aşağıdan onları havalanarak göründe uuvvv diye ses çıkarıp kameraya çeken ebeveynleri, arkadaşları.
jetski hız kavramını doldururken -anne bak -baba bak sesleri, dalgaların hemen çarptığı yerde kumla oynadığını sanıp aslında kendiyle oynadığını düşündüğüm tombiş turist çocukların kafasını kaldırıp ilgiyle seyretmesi. fotoğraf çeken adamın laf oyunlarıyla adamın elini kadının beline koyup bunu orjınal poz diye yutturup dünya para alması (benim tanık olduğum bu, belki daha orjınalleri vardır, elbet vardır) .. böyle değişik insan tiplerini gördüğümde farklı ülkede yaşadığımız bir yana, farklı gezegenlerde yaşıyoruz gibime geliyor.hemen yan tarafımızda dianysos(yanlış yazmadıysam) otelde kolbastı (hoptek) çalıyor. bütün gün 15 parçalık bir listenin 35 defa tekrarlamasından sonra bu kulağa hoş geliyor.

birde burası sıcak.
sizde havuza girin çıkmayın, gözlerinizi hiç kapatmadan leşiniz çıkana kadar dalıp yüzün ve hertarafı sisli görün. zevkli birşey.
şimdi dolunay seyretmeye..
ağustos 09 side