18.12.2011
-
bir pazar sabahı erkenden uyanıp kahve ve kitabını bir kenara bıraktıktan sonra perdeyi kaldırırken, fonda hemen başlayabilecek uygun bir müzikle her tarafın bembeyaz karlar içinde olduğu beklentisini taşımayan insanla aramda dağlar kadar fark var sanırım. ya ben çok basitim ve onun beklentileri çok daha kompleks, yada o çok yüzeysel ve ben: görerek ve derin yaş(amaya çalış)ıyorum. acaba hangisi ?
17.12.2011
-
kendini mutsuz hissetmekten daha kötüsü, kendini güçsüz hissetmekmiş.
zamanla düzelmeyeceğini bildiğin birşey hakkında güçsüzce umut etmekmiş.
ve bu kız, umut etmekten nefret etmek istemiyormuş.
umudun adını unutmak istemiyormuş.
kendini küçük ve aciz hissettiği bu acınılası ve belirsiz anında, umudunu kaybetmiş bir şekilde yeni yıla girmek istemiyormuş.
çünkü artık unutunca, hatırlamakta gerçekten zorlanıyormuş.
zamanla düzelmeyeceğini bildiğin birşey hakkında güçsüzce umut etmekmiş.
ve bu kız, umut etmekten nefret etmek istemiyormuş.
umudun adını unutmak istemiyormuş.
kendini küçük ve aciz hissettiği bu acınılası ve belirsiz anında, umudunu kaybetmiş bir şekilde yeni yıla girmek istemiyormuş.
çünkü artık unutunca, hatırlamakta gerçekten zorlanıyormuş.
9.12.2011
bu kadar değil tabii.
kadınların evlenmek istemesinin tek sebebi arkadaşlarının evlenmesidir diye bir tweet gördüm. gaza geldim ve şimdi aşık olduğumda neler hissettiğimi yazmak istedim. sizi bilmem ama oldukça hassas bir anımdayım. boşluk da olabilir tabii. sanırım blogspot benden faydalanmak istiyor. tek bir nefeste aşıkken nasıl önümü göremediğimi, yatağıma yattığımda o günü değerlendiren tebessümlerimi, yanındayken sadece sarılıp uyumak isteyecek kadar romantizm manyağı olduğumu, göğsünde uyurkenki o savunmasız anım esnasında rüya görürkenki kıpırdanışlarımda hep yanımda olduğunu hissettirirken nasıl anlamsız bi güven duyduğumu, teni tenime değdiği andaki midemden gelen seslerin yanaklarımı nasıl kızarttığını, ertesi gün içmeden nasıl sarhoş gezdiğimi, beni kollarının arasında sarhoş edip izlemekten keyif alan adamı, gözüme baktığında gözlerimi kaçırışımı, beni her halimle koruyup kollayan o adamı falan hatırlayıp buraya yazmamı istiyor. gece gece iyi ve kötü hislerim aklıma gelir diye umuyor belki. şuana kadar yaşadığım hiçbir güzel şey niye bitti diye bir kızgınlığım yok. aslında gaza gelmekten öte bu kadar sahte ilişkilerin içinde düzene uymaktan, gerçek bir adamla gerçek şeyler yaşayamamaktan korkuyorum hepsi bu. umarım siz de aşık olmayarak geçirdiğiniz her anın bir kayıp olduğunu düşünenlerdensinizdir.
12.09.2011
tek cümle ile hoşbulduk antalya
bugün tam önümde sürekli sevgilisinin kulağını öpen genç irisi kızın korkunç suratına, yanımda sürekli kavga eden yaşlı çiftin diyaloglarına maruz kalarak tam on buçuk saatlik bir yolculuk geçirmem yetmezmiş gibi, koltuğumu arkaya yatırmamla birlikte arkamda beliren kızın 'ya pardon benim bacaklarim cok uzunda çok az öne alabilirmisin koltuğunu' demesiyle kızı bakışlarımla korkuttuğum için ve bir önceki ayni istikamete yolculuğum esnasında yüzündeki doğal şirinlik ile yüzünde ondan habersizmiş gibi meydana gelmiş yorgunluktan ötürü dikkatimi çekmiş dahası yüreğimin en samimi yerinden onun için yolladiğım iyi dileklerimin sahibi olan görevli adami aynı tesiste göremediğim için, vicdan azabı eşliğinde buruk bir vaziyette dalacağım uykuma.
1.08.2011
--
saçma olan, bu parça bittiğinde aynı şeyleri hissetmeyeceğimi bilirken, senin seni hiç bırakmayacağımı sanman.
saçma olan niteliksiz olarak nitelediğin o adamın, o rutin gamsız anında söylediği cümlenin doğru oluşu.
saçma olan istemediğim bir hayat yaşadığımı bildiğim halde, istediğim hale getirmek için sarf edeceğim çabanın bedelli oluşu.
saçma olan acımasız bir hayat, hiç gerek yokken.
saçma olan sevgiline güvenmezken, düşünülmüş olgulara güvenmen, kimin düşündüğünü bilmeden.
saçma olan çevrende hayatımın erkeği diyebileceğin onlarca adam varken, bekleyen boş dudaklar, konuşan yalnız eller.
saçma olan gözyaşının daha tadına bakıp bakmak istemediğin sorulmadan sana zorunlu kılınması.
son olarak: en saçma olanı ise kadınların ağda yapması.
saçma olan niteliksiz olarak nitelediğin o adamın, o rutin gamsız anında söylediği cümlenin doğru oluşu.
saçma olan istemediğim bir hayat yaşadığımı bildiğim halde, istediğim hale getirmek için sarf edeceğim çabanın bedelli oluşu.
saçma olan acımasız bir hayat, hiç gerek yokken.
saçma olan sevgiline güvenmezken, düşünülmüş olgulara güvenmen, kimin düşündüğünü bilmeden.
saçma olan çevrende hayatımın erkeği diyebileceğin onlarca adam varken, bekleyen boş dudaklar, konuşan yalnız eller.
saçma olan gözyaşının daha tadına bakıp bakmak istemediğin sorulmadan sana zorunlu kılınması.
son olarak: en saçma olanı ise kadınların ağda yapması.
1.07.2011
bu kelimelerin dökülmesine sebep olan tesadüfi dizilmiş birkaç notaya ithafen
birisi hayatındaki iyi anların tadını sürekli şükretmekten dolayı çıkaramadığını yazmıştı.
ben hayatımın daha kötüye gideceğine o kadar inandırılmışım ki;
hayatımdaki kötü anların daha da kötü olacağını düşünerek, en kötüsü bu olsun daha kötüsü olmasın cümlesini tekrarlayıp, berbat olan durumum ile kendimi avutmaya çalışıyorum zaman zaman. evet her zaman daha kötüsü var ve ne yazık ki bunları düşünebilecek kapasitedeyim. bu işime mi yarıyor yoksa kendi zararıma mı kullanıyorum bilmiyorum ama bana öğretilen ilk doğrular yüzünden, bir adım ilerisini düşünmeye çalışırken, anlık düşünme yetimi kaybettim. hayır kötü.
yaşadıklarımdan yorulmuyorum bu sayede diye düşünebilirsin, ama yaşayacaklarımı düşünmekten çok yoruldum. evet şimdiden.
eğer hangimiz daha şanslıyız diye düşünüyorsan:
şunu bil ki benim yolumun bir sonu yok ve hayatının iyi olacağına dair umudu olmayan bir kızın bu durumu tamir etme süreci, düştüğü yerden kalkmaya çalışan bir başkasınınkinden çok daha uzun.
ayrıca, evet belki problemlerim var ama bu benim suçum değil.
ben hayatımın daha kötüye gideceğine o kadar inandırılmışım ki;
hayatımdaki kötü anların daha da kötü olacağını düşünerek, en kötüsü bu olsun daha kötüsü olmasın cümlesini tekrarlayıp, berbat olan durumum ile kendimi avutmaya çalışıyorum zaman zaman. evet her zaman daha kötüsü var ve ne yazık ki bunları düşünebilecek kapasitedeyim. bu işime mi yarıyor yoksa kendi zararıma mı kullanıyorum bilmiyorum ama bana öğretilen ilk doğrular yüzünden, bir adım ilerisini düşünmeye çalışırken, anlık düşünme yetimi kaybettim. hayır kötü.
yaşadıklarımdan yorulmuyorum bu sayede diye düşünebilirsin, ama yaşayacaklarımı düşünmekten çok yoruldum. evet şimdiden.
eğer hangimiz daha şanslıyız diye düşünüyorsan:
şunu bil ki benim yolumun bir sonu yok ve hayatının iyi olacağına dair umudu olmayan bir kızın bu durumu tamir etme süreci, düştüğü yerden kalkmaya çalışan bir başkasınınkinden çok daha uzun.
30.04.2011
nereden nereye.
sanattan anlamak, anlayanın fazlası değil, anlamayanın eksiğidir.
bir başkasının eksiği olan diğerinin fazlasıdır mı diyorsun ?
hayır, diğerinin fazlası değil, standartta olması gerekendir.
bu mantığa göre yalancılık karaktere bir eksi katıyorsa dürüstlük de artı katmalıdır.
ama bana göre bir insan zaten dürüst olmalıdır.
iki seçenek varsa eğer, dilediğini seçebilir insan, bunu bir standarda koyamazsın mı diyorsun?
o zaman ilk önce savunduğun evrensel doğrulara bak, sonrada yaşam biçimine bak diyorum.
şanslıyım ki, aranızdan henüz kötülüğün evrensel bir doğru olduğunu savunacak kadar cesaretli biri çıkmadı.
bu yüzden ki kötülük normalleştirilmiş, iyilik anormal bir harikalık olarak görülmekte.
bu yüzden varolan genleri ile oynanmış bu insanlık normalleşme adına daha da dibe gidiyor.
senin yüzünden 'nadir' gibi kavramlar ilk defa insanla tanıştı ve özünü unuttu.
şimdi bu anlayışın yüzünden ne halde olduğumuzu farkında mısın ?
evet demek istediğim tamda bu:
benim senin yüzünden midem bulanıyor.
ben senin yüzünden kusuyorum.
bir başkasının eksiği olan diğerinin fazlasıdır mı diyorsun ?
hayır, diğerinin fazlası değil, standartta olması gerekendir.
bu mantığa göre yalancılık karaktere bir eksi katıyorsa dürüstlük de artı katmalıdır.
ama bana göre bir insan zaten dürüst olmalıdır.
iki seçenek varsa eğer, dilediğini seçebilir insan, bunu bir standarda koyamazsın mı diyorsun?
o zaman ilk önce savunduğun evrensel doğrulara bak, sonrada yaşam biçimine bak diyorum.
şanslıyım ki, aranızdan henüz kötülüğün evrensel bir doğru olduğunu savunacak kadar cesaretli biri çıkmadı.
bu yüzden ki kötülük normalleştirilmiş, iyilik anormal bir harikalık olarak görülmekte.
bu yüzden varolan genleri ile oynanmış bu insanlık normalleşme adına daha da dibe gidiyor.
senin yüzünden 'nadir' gibi kavramlar ilk defa insanla tanıştı ve özünü unuttu.
şimdi bu anlayışın yüzünden ne halde olduğumuzu farkında mısın ?
evet demek istediğim tamda bu:
benim senin yüzünden midem bulanıyor.
ben senin yüzünden kusuyorum.
17.01.2011
.
erkekler;
bazen piç kelimesinin size ne kadar da yakıştığı geliyor aklıma. öyle piçsiniz ki, bu sıfatı başkalarını üzerek kazandığınız için size başka diyecek birşey bulamıyorum.
yanındaki diğer sıfatlara göre bu piçliğiniz bazen beni güldürüyor. ama çoğunluklada üzüyor. beni çevremdekileri üzdüğünüz için öylesine piçsiniz ki size başka birşey demek gelmiyor içimden. bence bu kelimeyle barışık olun.
üzülmeyin, hakaretlerin en yakışanından payınızı almaya bakın.
bazılarınız çok güzel, bazınız ise çirkin.
ama piçsiniz, bunu kabul edin.
bazen piç kelimesinin size ne kadar da yakıştığı geliyor aklıma. öyle piçsiniz ki, bu sıfatı başkalarını üzerek kazandığınız için size başka diyecek birşey bulamıyorum.
yanındaki diğer sıfatlara göre bu piçliğiniz bazen beni güldürüyor. ama çoğunluklada üzüyor. beni çevremdekileri üzdüğünüz için öylesine piçsiniz ki size başka birşey demek gelmiyor içimden. bence bu kelimeyle barışık olun.
üzülmeyin, hakaretlerin en yakışanından payınızı almaya bakın.
bazılarınız çok güzel, bazınız ise çirkin.
ama piçsiniz, bunu kabul edin.
10.01.2011
bu bir şemsiye durumudur.
saat 2 deki mevcut sınavıma çalışmak için alarmı sabahın körü olan saat 6 ya kurdum. ardından çalar saatin çalmasıyla gayet normal bir şekilde saat 7ye erteledim. evet çok normal. gözlerimi araladım. hadi dedim kalk. gözlerim yanıyor, yatak beni içine çekiyor, tam elime saatimi alıp 8 geç bir saat değil diyen iç sesime kulak verecektim ki, cam kenarında bulunan yatağımdan sokaktaki bir kadın takıldı gözüme. elinde çantası gidiyor. sonra da bir apartmanın kapıcısı elinde ekmek sepetiyle geliyor, sonra başka bir kadın elinde ekmek poşeti ile. kalk lan dedim. insanlar bu soğukta çoluğunun çocuğunun rızkı peşinde, işinin peşinde koşuyor, sen şurda sıcak evde kıçının üstüne oturup son bi tekrar yapmaya üşeniyorsun. kalk hemen! dedim. sonra bir baktım insan kalmadı sokakta. o insanlar 3-5 istinadan ibaret olabilirmi diye düşündüm. yat kızım hadi izin veriyorum sana o istisnalar arasında olmana gerek yok dedim. gözlerimi kapadım oooh mışıl mışıl. tatlı bir kuşluk uykusundan hallice. şaka lan şaka. resmen kalktım ders çalıştım.
sonra gittim sınava girdim, iyikide sabah kalkmışım, çalışmışım dedim. vay be şu hayatın pis oyununa bak yatağım cam kenarı olmasa kalkamayacaktım dedim. sınavım güzel geçmeyecekti dedim.
şaka şaka. henüz sınava girmedim. ha tabiki buda beklediğim bi son. ders çalışmam gereken zamanda bunu yazdığım için de gidişat ne olur bilemem.
bunuda bataryası 10 dakika bile dayanamayan kuzenimin saçma ubuntu'lu bilgisayarıyla yazmaktayım. üstelik sürekli dat dat uyarı sesleri eşliğinde bir nefeste hooop diye yazdım ha. ama allah kahretmesin ki buda şaka. lanet olsun. bilgisayarın şarjı bitti ve işsiz gibi odasına girip takır tukur şarj aletini alıp tekrar açıp da yazdım. şimdi tekrar dersime dönüyorum. yanıldınız canım bu doğruydu !
sonra gittim sınava girdim, iyikide sabah kalkmışım, çalışmışım dedim. vay be şu hayatın pis oyununa bak yatağım cam kenarı olmasa kalkamayacaktım dedim. sınavım güzel geçmeyecekti dedim.
şaka şaka. henüz sınava girmedim. ha tabiki buda beklediğim bi son. ders çalışmam gereken zamanda bunu yazdığım için de gidişat ne olur bilemem.
bunuda bataryası 10 dakika bile dayanamayan kuzenimin saçma ubuntu'lu bilgisayarıyla yazmaktayım. üstelik sürekli dat dat uyarı sesleri eşliğinde bir nefeste hooop diye yazdım ha. ama allah kahretmesin ki buda şaka. lanet olsun. bilgisayarın şarjı bitti ve işsiz gibi odasına girip takır tukur şarj aletini alıp tekrar açıp da yazdım. şimdi tekrar dersime dönüyorum. yanıldınız canım bu doğruydu !
7.01.2011
.
5 ocak 2011 sabahı uykumdan sevdiğim birinin ölüm haberiyle uyandığımdan, artık akşamları yatarken; yarın sabah için sevdiklerim yanımda olsun, eğer gideceklerse ben uyanıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra gitsinler, yarı ölü haldeyken, onlarla bilinçsiz bir mekan ortaklığının ardından sonra ikiyüzlülük yapıp onları orada terk etmek istemiyorum, diye dua etmeye başladım.
onu öyle gördüğümde; artık ölmeli böyle yaşamaktansa, dedikten sonra şimdi üzüldüğüm için kendimi yeterince iki yüzlü hissediyorum. bundan dolayı bir daha kimseye uykumda el sallamak istemiyorum.
beni saçma yollara savuran psikolojime şuan bir sıfat bulamamış olmam, onun iyi halini gözümün önünden götürmeye yetmiyor. benden daha şanslısınız. siz onun sadece daha sağlıklı halini görmüş olmalısınız.
iyiki benim gibi genç halini değil.
onu öyle gördüğümde; artık ölmeli böyle yaşamaktansa, dedikten sonra şimdi üzüldüğüm için kendimi yeterince iki yüzlü hissediyorum. bundan dolayı bir daha kimseye uykumda el sallamak istemiyorum.
beni saçma yollara savuran psikolojime şuan bir sıfat bulamamış olmam, onun iyi halini gözümün önünden götürmeye yetmiyor. benden daha şanslısınız. siz onun sadece daha sağlıklı halini görmüş olmalısınız.
iyiki benim gibi genç halini değil.
5.01.2011
başlık bulmakta biraz beceriksizim.
özel bir şeyini anlattığın insan kendini özel hisseder.
genelde insanların hayatında onlar için sayıca fazla özel insan yoktur. sayıca az olması normal olandır kanımca.
ben bazen hiç kimseye anlatılamayacak şeylerimi olur olmadık değişik insanlara anlatır, aramda orta zeka düzeyindeki insanlara olağanüstü gelen bağlar kurarım. ama borç bilinen teşekkür niteliğinin samimiyet derecesinde değil, içten olarak. hayatımın kıvrımlarında bulunan insanlara bakınca değişik şeyler hatırlamayı sevdiğimden. o insanları itinayla seçmemin bir karşılığınıda paylaştığım şeylerin tek kişinin bildiği bir sırmış gibi gizini koruması olarak geri alırım. şüphesiz ki en neşelisi onları gördüğümde gülümseme sebebimi tek benim bilmemdir.
bazen de herşeyimi paylaştığım özel kişilerden bir şeyleri saklarım. bilerek, isteyerek. sonradan paylaşacak olsamda en azından bir süre içimde tutarım. bu onların sıfatından bir şey eksiltmez. bu da gidişatını değiştirmek istediğim, sonucundan kaygı duyduğum olayların dudaklardan çıkmadığı sürece kendini daha rahat yenileyebilecek yada değiştirebilecek olmasına duyduğum inançtan kaynaklıdır. batıl yada saçma diyebilirsiniz. ama bazı şeyler sadece başrolün düşünceleriyle muhattap olmaktan rahatsızlık duymazlar. dudaklardan çıkıp başka insanların eleştirilerine maruz kaldıklarında alınabilir, kırılabilir, sinirlenebilirler. bazen inatçı değildirler, kötü niyetlide değildirler. sadece kafaları karışıktır. siz onların bu maduriyetinden faydalanıp onları aleni yermeye kalkarsanız, karşınıza alırsınız. bu dediklerimi yapmasanız da kaybetme olasılığınız vardır. fakat yapmazsanız, onlara olan iyi niyetinizden ötürü ağzınızı kapalı tuttuğunuz bir anı hayatın size akabinde daha güzel anlar olarak geri verdiğini ve bunun nasıl huzurlu bir haz olduğunu asla bilemezsiniz.
genelde insanların hayatında onlar için sayıca fazla özel insan yoktur. sayıca az olması normal olandır kanımca.
ben bazen hiç kimseye anlatılamayacak şeylerimi olur olmadık değişik insanlara anlatır, aramda orta zeka düzeyindeki insanlara olağanüstü gelen bağlar kurarım. ama borç bilinen teşekkür niteliğinin samimiyet derecesinde değil, içten olarak. hayatımın kıvrımlarında bulunan insanlara bakınca değişik şeyler hatırlamayı sevdiğimden. o insanları itinayla seçmemin bir karşılığınıda paylaştığım şeylerin tek kişinin bildiği bir sırmış gibi gizini koruması olarak geri alırım. şüphesiz ki en neşelisi onları gördüğümde gülümseme sebebimi tek benim bilmemdir.
bazen de herşeyimi paylaştığım özel kişilerden bir şeyleri saklarım. bilerek, isteyerek. sonradan paylaşacak olsamda en azından bir süre içimde tutarım. bu onların sıfatından bir şey eksiltmez. bu da gidişatını değiştirmek istediğim, sonucundan kaygı duyduğum olayların dudaklardan çıkmadığı sürece kendini daha rahat yenileyebilecek yada değiştirebilecek olmasına duyduğum inançtan kaynaklıdır. batıl yada saçma diyebilirsiniz. ama bazı şeyler sadece başrolün düşünceleriyle muhattap olmaktan rahatsızlık duymazlar. dudaklardan çıkıp başka insanların eleştirilerine maruz kaldıklarında alınabilir, kırılabilir, sinirlenebilirler. bazen inatçı değildirler, kötü niyetlide değildirler. sadece kafaları karışıktır. siz onların bu maduriyetinden faydalanıp onları aleni yermeye kalkarsanız, karşınıza alırsınız. bu dediklerimi yapmasanız da kaybetme olasılığınız vardır. fakat yapmazsanız, onlara olan iyi niyetinizden ötürü ağzınızı kapalı tuttuğunuz bir anı hayatın size akabinde daha güzel anlar olarak geri verdiğini ve bunun nasıl huzurlu bir haz olduğunu asla bilemezsiniz.
2.01.2011
çelişkili bir paylaşım.
bazen özellikle susuyorum. gördüklerimi anlatmıyorum. hissettiklerimi içime hapsediyorum. bildiklerimi kendime saklıyorum. sırf öbür dünyada bir hesaplaşma olacağına kendimi inandırmak için. sırf aslında birşey bilmediğinizi düşünmek için.
bağırmak yerine susuyorum ki o hesaplaşmada nasılda güzel rol yaptığımı düşünüp şaşırman için.
üzmek yerine üzülmekle kalıyorum ki o an aslında sana değer verdiğim için değil, birini üzmemin bendeki etkileri daha ağır olduğu için. kendimi düşündüğümü görünce şaşırman için bundan bahsetmiyorum bile.
görünce konuşmak istiyorum ama öyle küçümseyerek bakıyorum ki o an geldiğinde seni küçümsediğimi düşündüğünden kendine kızman için.
kafamda bir şey düşünürken bir an düşünmeyi bırakıyorum ki o an geldiğinde seni düşündüğümü görmeyi beklediğinde sana gülebilmek için.
seninle ilgili tecrübelerde adını acıdan ağzıma alamıyormuş numarası yapıyorum ki bu anımı gördüğünde acı çekmen için.
çok büyük sandığın nefretimi gizlice öldürdüm ki hayatıma devam ettiğimi görünce şaşırman için.
şaşkınlığının en büyüğünü bu yazıdakileri üstüne alınıp, hata yaptığını anladığında yaşaman için seni azad ediyorum.
şanslı olmalısın ki senin için bu hesaplaşma gününün bir çekiciliği var.
ama şunu bilmen gerek;
hatırladığın en net kare etrafta pembe gözlükleriyle dolaşıp herkes birazcık da olsa iyi insandır deyip duran bir kız olduğumdu. buda çürüdü gitti.
şanssızlığım burada ki bu tezimi çürüttüğün için ömür boyu seni terketmeyecek olan vicdan azabını biliyor olmamdan kaynaklı,
o hesaplaşma gününün benim için bir çekiciliğinin olmaması.
bağırmak yerine susuyorum ki o hesaplaşmada nasılda güzel rol yaptığımı düşünüp şaşırman için.
üzmek yerine üzülmekle kalıyorum ki o an aslında sana değer verdiğim için değil, birini üzmemin bendeki etkileri daha ağır olduğu için. kendimi düşündüğümü görünce şaşırman için bundan bahsetmiyorum bile.
görünce konuşmak istiyorum ama öyle küçümseyerek bakıyorum ki o an geldiğinde seni küçümsediğimi düşündüğünden kendine kızman için.
kafamda bir şey düşünürken bir an düşünmeyi bırakıyorum ki o an geldiğinde seni düşündüğümü görmeyi beklediğinde sana gülebilmek için.
seninle ilgili tecrübelerde adını acıdan ağzıma alamıyormuş numarası yapıyorum ki bu anımı gördüğünde acı çekmen için.
çok büyük sandığın nefretimi gizlice öldürdüm ki hayatıma devam ettiğimi görünce şaşırman için.
şaşkınlığının en büyüğünü bu yazıdakileri üstüne alınıp, hata yaptığını anladığında yaşaman için seni azad ediyorum.
şanslı olmalısın ki senin için bu hesaplaşma gününün bir çekiciliği var.
ama şunu bilmen gerek;
hatırladığın en net kare etrafta pembe gözlükleriyle dolaşıp herkes birazcık da olsa iyi insandır deyip duran bir kız olduğumdu. buda çürüdü gitti.
şanssızlığım burada ki bu tezimi çürüttüğün için ömür boyu seni terketmeyecek olan vicdan azabını biliyor olmamdan kaynaklı,
o hesaplaşma gününün benim için bir çekiciliğinin olmaması.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)