bazen özellikle susuyorum. gördüklerimi anlatmıyorum. hissettiklerimi içime hapsediyorum. bildiklerimi kendime saklıyorum. sırf öbür dünyada bir hesaplaşma olacağına kendimi inandırmak için. sırf aslında birşey bilmediğinizi düşünmek için.
bağırmak yerine susuyorum ki o hesaplaşmada nasılda güzel rol yaptığımı düşünüp şaşırman için.
üzmek yerine üzülmekle kalıyorum ki o an aslında sana değer verdiğim için değil, birini üzmemin bendeki etkileri daha ağır olduğu için. kendimi düşündüğümü görünce şaşırman için bundan bahsetmiyorum bile.
görünce konuşmak istiyorum ama öyle küçümseyerek bakıyorum ki o an geldiğinde seni küçümsediğimi düşündüğünden kendine kızman için.
kafamda bir şey düşünürken bir an düşünmeyi bırakıyorum ki o an geldiğinde seni düşündüğümü görmeyi beklediğinde sana gülebilmek için.
seninle ilgili tecrübelerde adını acıdan ağzıma alamıyormuş numarası yapıyorum ki bu anımı gördüğünde acı çekmen için.
çok büyük sandığın nefretimi gizlice öldürdüm ki hayatıma devam ettiğimi görünce şaşırman için.
şaşkınlığının en büyüğünü bu yazıdakileri üstüne alınıp, hata yaptığını anladığında yaşaman için seni azad ediyorum.
şanslı olmalısın ki senin için bu hesaplaşma gününün bir çekiciliği var.
ama şunu bilmen gerek;
hatırladığın en net kare etrafta pembe gözlükleriyle dolaşıp herkes birazcık da olsa iyi insandır deyip duran bir kız olduğumdu. buda çürüdü gitti.
şanssızlığım burada ki bu tezimi çürüttüğün için ömür boyu seni terketmeyecek olan vicdan azabını biliyor olmamdan kaynaklı,
o hesaplaşma gününün benim için bir çekiciliğinin olmaması.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder