5.01.2011

başlık bulmakta biraz beceriksizim.

özel bir şeyini anlattığın insan kendini özel hisseder.
genelde insanların hayatında onlar için sayıca fazla özel insan yoktur. sayıca az olması normal olandır kanımca.
ben bazen hiç kimseye anlatılamayacak şeylerimi olur olmadık değişik insanlara anlatır, aramda orta zeka düzeyindeki insanlara olağanüstü gelen bağlar kurarım. ama borç bilinen teşekkür niteliğinin samimiyet derecesinde değil, içten olarak. hayatımın kıvrımlarında bulunan insanlara bakınca değişik şeyler hatırlamayı sevdiğimden. o insanları itinayla seçmemin bir karşılığınıda paylaştığım şeylerin tek kişinin bildiği bir sırmış gibi gizini koruması olarak geri alırım. şüphesiz ki en neşelisi onları gördüğümde gülümseme sebebimi tek benim bilmemdir.
bazen de herşeyimi paylaştığım özel kişilerden bir şeyleri saklarım. bilerek, isteyerek. sonradan paylaşacak olsamda en azından bir süre içimde tutarım. bu onların sıfatından bir şey eksiltmez. bu da gidişatını değiştirmek istediğim, sonucundan kaygı duyduğum olayların dudaklardan çıkmadığı sürece kendini daha rahat yenileyebilecek yada değiştirebilecek olmasına duyduğum inançtan kaynaklıdır. batıl yada saçma diyebilirsiniz. ama bazı şeyler sadece başrolün düşünceleriyle muhattap olmaktan rahatsızlık duymazlar. dudaklardan çıkıp başka insanların eleştirilerine maruz kaldıklarında alınabilir, kırılabilir, sinirlenebilirler. bazen inatçı değildirler, kötü niyetlide değildirler. sadece kafaları karışıktır. siz onların bu maduriyetinden faydalanıp onları aleni yermeye kalkarsanız, karşınıza alırsınız. bu dediklerimi yapmasanız da kaybetme olasılığınız vardır. fakat yapmazsanız, onlara olan iyi niyetinizden ötürü ağzınızı kapalı tuttuğunuz bir anı hayatın size akabinde daha güzel anlar olarak geri verdiğini ve bunun nasıl huzurlu bir haz olduğunu asla bilemezsiniz.

Hiç yorum yok: