18.02.2012

ilham dolu bir gün

uzun süredir ben şimdi ne yapacağım çıkmazında her bir kıvrımı dolaşırken, yolculuk esnasında yol arkadaşının ne kadar hayati bir önemi olduğunu, öylesine danıştığın birinin ufkundaki giderilebilir tıkanıklığı tek bir nefes ile açmasıyla anlıyorsun.
doğru bildiğiniz yol size kalsın, fakat bu sırada doğru insanlarla muhatap olursanız başarı kaçınılmaz bir sonmuş gibi bir umut ışığı yanıyor insanın içinde. hiç de sönecekmiş gibi durmuyor açıkçası.

şundan bir beş sene sonrasına bir saniye bile bakma şansım olsa idi eğer, çok büyük olacağımın garantili vaadini size şimdiden verebilirdim.

bana gitmek istediğim yolda itici kuvvet vazifesi gören çok sevgili arkadaşlarım ve takip ettiğim bazı insanlar: eğer bu hayal bir gün gerçek olursa size daha somut şekilde teşekkür edeceğimden emin olabilirsiniz.

siz şuan içinde bulunduğum halet-i ruhiyeyi pek kavrayamadınız ama en iyisi yazının anlam ve önemini tekrar niteliğindeki ve sizin için bir anlamı olmasını umduğum şahsi cümlem ile noktayı koyayım:

tek sermayem, hayallerim.


18.12.2011

-

bir pazar sabahı erkenden uyanıp kahve ve kitabını bir kenara bıraktıktan sonra perdeyi kaldırırken, fonda hemen başlayabilecek uygun bir müzikle her tarafın bembeyaz karlar içinde olduğu beklentisini taşımayan insanla aramda dağlar kadar fark var sanırım. ya ben çok basitim ve onun beklentileri çok daha kompleks, yada o çok yüzeysel ve ben: görerek ve derin yaş(amaya çalış)ıyorum. acaba hangisi ?

17.12.2011

-

kendini mutsuz hissetmekten daha kötüsü, kendini güçsüz hissetmekmiş.
zamanla düzelmeyeceğini bildiğin birşey hakkında güçsüzce umut etmekmiş.

ve bu kız, umut etmekten nefret etmek istemiyormuş.
umudun adını unutmak istemiyormuş.
kendini küçük ve aciz hissettiği bu acınılası ve belirsiz anında, umudunu kaybetmiş bir şekilde yeni yıla girmek istemiyormuş.
çünkü artık unutunca, hatırlamakta gerçekten zorlanıyormuş.

9.12.2011

bu kadar değil tabii.

kadınların evlenmek istemesinin tek sebebi arkadaşlarının evlenmesidir diye bir tweet gördüm. gaza geldim ve şimdi aşık olduğumda neler hissettiğimi yazmak istedim. sizi bilmem ama oldukça hassas bir anımdayım. boşluk da olabilir tabii. sanırım blogspot benden faydalanmak istiyor. tek bir nefeste aşıkken nasıl önümü göremediğimi, yatağıma yattığımda o günü değerlendiren tebessümlerimi, yanındayken sadece sarılıp uyumak isteyecek kadar romantizm manyağı olduğumu, göğsünde uyurkenki o savunmasız anım esnasında rüya görürkenki kıpırdanışlarımda hep yanımda olduğunu hissettirirken nasıl anlamsız bi güven duyduğumu, teni tenime değdiği andaki midemden gelen seslerin yanaklarımı nasıl kızarttığını, ertesi gün içmeden nasıl sarhoş gezdiğimi, beni kollarının arasında sarhoş edip izlemekten keyif alan adamı, gözüme baktığında gözlerimi kaçırışımı, beni her halimle koruyup kollayan o adamı falan hatırlayıp buraya yazmamı istiyor. gece gece iyi ve kötü hislerim aklıma gelir diye umuyor belki. şuana kadar yaşadığım hiçbir güzel şey niye bitti diye bir kızgınlığım yok. aslında gaza gelmekten öte bu kadar sahte ilişkilerin içinde düzene uymaktan, gerçek bir adamla gerçek şeyler yaşayamamaktan korkuyorum hepsi bu. umarım siz de aşık olmayarak geçirdiğiniz her anın bir kayıp olduğunu düşünenlerdensinizdir.