1.07.2011

bu kelimelerin dökülmesine sebep olan tesadüfi dizilmiş birkaç notaya ithafen

birisi hayatındaki iyi anların tadını sürekli şükretmekten dolayı çıkaramadığını yazmıştı.
ben hayatımın daha kötüye gideceğine o kadar inandırılmışım ki;
hayatımdaki kötü anların daha da kötü olacağını düşünerek, en kötüsü bu olsun daha kötüsü olmasın cümlesini tekrarlayıp, berbat olan durumum ile kendimi avutmaya çalışıyorum zaman zaman. evet her zaman daha kötüsü var ve ne yazık ki bunları düşünebilecek kapasitedeyim. bu işime mi yarıyor yoksa kendi zararıma mı kullanıyorum bilmiyorum ama bana öğretilen ilk doğrular yüzünden, bir adım ilerisini düşünmeye çalışırken, anlık düşünme yetimi kaybettim. hayır kötü.
yaşadıklarımdan yorulmuyorum bu sayede diye düşünebilirsin, ama yaşayacaklarımı düşünmekten çok yoruldum. evet şimdiden.
eğer hangimiz daha şanslıyız diye düşünüyorsan:
şunu bil ki benim yolumun bir sonu yok ve hayatının iyi olacağına dair umudu olmayan bir kızın bu durumu tamir etme süreci, düştüğü yerden kalkmaya çalışan bir başkasınınkinden çok daha uzun.

ayrıca, evet belki problemlerim var ama bu benim suçum değil.

30.04.2011

nereden nereye.

sanattan anlamak, anlayanın fazlası değil, anlamayanın eksiğidir.
bir başkasının eksiği olan diğerinin fazlasıdır mı diyorsun ?
hayır, diğerinin fazlası değil, standartta olması gerekendir.
bu mantığa göre yalancılık karaktere bir eksi katıyorsa dürüstlük de artı katmalıdır.
ama bana göre bir insan zaten dürüst olmalıdır.
iki seçenek varsa eğer, dilediğini seçebilir insan, bunu bir standarda koyamazsın mı diyorsun?
o zaman ilk önce savunduğun evrensel doğrulara bak, sonrada yaşam biçimine bak diyorum.
şanslıyım ki, aranızdan henüz kötülüğün evrensel bir doğru olduğunu savunacak kadar cesaretli biri çıkmadı.
bu yüzden ki kötülük normalleştirilmiş, iyilik anormal bir harikalık olarak görülmekte.
bu yüzden varolan genleri ile oynanmış bu insanlık normalleşme adına daha da dibe gidiyor.
senin yüzünden 'nadir' gibi kavramlar ilk defa insanla tanıştı ve özünü unuttu.
şimdi bu anlayışın yüzünden ne halde olduğumuzu farkında mısın ?
evet demek istediğim tamda bu:
benim senin yüzünden midem bulanıyor.
ben senin yüzünden kusuyorum.

17.01.2011

.

erkekler;
bazen piç kelimesinin size ne kadar da yakıştığı geliyor aklıma. öyle piçsiniz ki, bu sıfatı başkalarını üzerek kazandığınız için size başka diyecek birşey bulamıyorum.
yanındaki diğer sıfatlara göre bu piçliğiniz bazen beni güldürüyor. ama çoğunluklada üzüyor. beni çevremdekileri üzdüğünüz için öylesine piçsiniz ki size başka birşey demek gelmiyor içimden. bence bu kelimeyle barışık olun.
üzülmeyin, hakaretlerin en yakışanından payınızı almaya bakın.
bazılarınız çok güzel, bazınız ise çirkin.
ama piçsiniz, bunu kabul edin.

10.01.2011

bu bir şemsiye durumudur.

saat 2 deki mevcut sınavıma çalışmak için alarmı sabahın körü olan saat 6 ya kurdum. ardından çalar saatin çalmasıyla gayet normal bir şekilde saat 7ye erteledim. evet çok normal. gözlerimi araladım. hadi dedim kalk. gözlerim yanıyor, yatak beni içine çekiyor, tam elime saatimi alıp 8 geç bir saat değil diyen iç sesime kulak verecektim ki, cam kenarında bulunan yatağımdan sokaktaki bir kadın takıldı gözüme. elinde çantası gidiyor. sonra da bir apartmanın kapıcısı elinde ekmek sepetiyle geliyor, sonra başka bir kadın elinde ekmek poşeti ile. kalk lan dedim. insanlar bu soğukta çoluğunun çocuğunun rızkı peşinde, işinin peşinde koşuyor, sen şurda sıcak evde kıçının üstüne oturup son bi tekrar yapmaya üşeniyorsun. kalk hemen! dedim. sonra bir baktım insan kalmadı sokakta. o insanlar 3-5 istinadan ibaret olabilirmi diye düşündüm. yat kızım hadi izin veriyorum sana o istisnalar arasında olmana gerek yok dedim. gözlerimi kapadım oooh mışıl mışıl. tatlı bir kuşluk uykusundan hallice. şaka lan şaka. resmen kalktım ders çalıştım.
sonra gittim sınava girdim, iyikide sabah kalkmışım, çalışmışım dedim. vay be şu hayatın pis oyununa bak yatağım cam kenarı olmasa kalkamayacaktım dedim. sınavım güzel geçmeyecekti dedim.
şaka şaka. henüz sınava girmedim. ha tabiki buda beklediğim bi son. ders çalışmam gereken zamanda bunu yazdığım için de gidişat ne olur bilemem.
bunuda bataryası 10 dakika bile dayanamayan kuzenimin saçma ubuntu'lu bilgisayarıyla yazmaktayım. üstelik sürekli dat dat uyarı sesleri eşliğinde bir nefeste hooop diye yazdım ha. ama allah kahretmesin ki buda şaka. lanet olsun. bilgisayarın şarjı bitti ve işsiz gibi odasına girip takır tukur şarj aletini alıp tekrar açıp da yazdım. şimdi tekrar dersime dönüyorum. yanıldınız canım bu doğruydu !